Kırt Ne Demektir? İçimde Kırılan Sessiz Sesin Hikâyesi
Bir kelimeden fazlası: “kırt”ın hayatımdaki yeri
Kayseri’nin sabahları sert olur. Hava ne kadar güneşli görünse de insanın içine işleyen bir soğuk vardır burada. Ben 25 yaşındayım ve hâlâ bazı kelimeler bende çocukluğumdan kalma izler taşır. “Kırt” da onlardan biri.
Kırt ne demektir diye sorulduğunda herkes farklı bir şey söyler aslında. Kimi bir ses der, kimi bir kırılma anı. Ama benim için “kırt”, bir şeylerin içten içe çatladığı o anın kendisi. Görünmeyen ama hissedilen bir kopuş.
İlk kez bu kelimeyi ilkokulda duymuştum. O zamanlar kelimenin anlamını bilmiyordum ama sesini biliyordum. Kurşun kalemin ucunu fazla bastırdığında çıkan o küçük kırılma sesi… “kırt.” İşte hayatımda bazı anlar var ki, hâlâ o sesi duyuyorum.
Okul sıralarında başlayan kırılma
İlkokul yıllarında en büyük derdim, öğretmenin yazdırdığı defter sayfalarını yetiştirmekti. Ama bir gün, her şey değişti. Yanımda oturan çocukla bir kalem kavgasına tutuşmuştuk. O daha hızlı yazıyordu, ben daha düzgün yazmaya çalışıyordum. Öğretmen hep onu örnek gösteriyordu.
O gün kalemimi biraz fazla bastırmışım. Ucundan çıkan o sert ses hâlâ kulağımda:
“Kırt.”
Kalem ikiye ayrılmadı belki ama içimde bir şey kırıldı. O an anlamıştım; bazı sesler sadece nesneleri değil, insanın içini de kırıyordu. O küçük ses, benim ilk hayal kırıklığımdı.
Eve döndüğümde anneme hiçbir şey anlatmadım. Ama defterimi açıp aynı satırı defalarca yazdım. Sanki yazdıkça içimdeki o kırılma düzelecekmiş gibi. Olmadı. Çünkü “kırt” bazen tamir edilemeyen şeylerin adıydı.
Kayseri sokaklarında büyüyen sessizlik
Kayseri’nin ara sokaklarında yürürken hep bir sessizlik vardır. İnsanlar konuşur ama şehir susar. Ben o yıllarda çok konuşan biri değildim zaten. Daha çok dinlerdim. Özellikle seslere dikkat ederdim.
Bir bisiklet freni, bir kapı gıcırtısı, rüzgârın tellere çarpışı… Ama en çok da kalem sesleri.
Liseye geçtiğimde dersler zorlaşmıştı. Beklentiler artmıştı. Babam “daha çok çalış” derdi. Ben çalışırdım ama içimde hep aynı his vardı: yetişememe hissi.
Bir gün matematik sınavında çok kötü not aldım. Kağıdı elime aldığımda parmaklarım titriyordu. Kalemin ucunu fark etmeden bastırmışım. Yine aynı ses:
“Kırt.”
Bu kez sadece bir kalem değil, içimdeki güven de kırılmıştı. O gün eve dönerken yol uzundu. Her adımda sanki biraz daha küçülüyordum.
Baba sessizliği ve içimdeki yankı
Babam çok konuşan biri değildi. Ama bakışları yeterdi. O gün notu ona gösterdiğimde hiçbir şey söylemedi. Sadece masaya koydu ve çayını yudumladı.
O sessizlik beni daha çok yaraladı.
Çünkü “kırt” sadece ses değildi artık. Söylenmeyen her şeyin içimde bıraktığı boşluktu.
O gece odama kapandım. Defterime şunu yazmışım:
“Bugün içimde bir şey kırıldı ama hangi parça bilmiyorum.”
Yıllar sonra dönüp okuduğumda anladım ki, o parça aslında kendime olan güvenimdi.
Gençlik, aşk ve ince çatlaklar
Üniversiteye gittiğimde her şeyin değişeceğini sanmıştım. Şehir değişmişti, insanlar değişmişti ama içimdeki o ses aynıydı.
Birini tanıdım o yıllarda. Adını hatırladığımda hâlâ içimde garip bir sıcaklık hissediyorum. Çok gülerdi. Ben daha çok susardım. O anlatırdı, ben dinlerdim.
Bir gün birlikte kütüphanede ders çalışıyorduk. Kalemim yine elimdeydi. Yazarken bir anda ucunu fazla bastırdım. Ve yine o tanıdık ses:
“Kırt.”
O an o da bana baktı. Gülümsedi. “Kalemin kırıldı” dedi.
Ama ben kalemden bahsetmiyordum.
İçimde başka bir şey kırılmıştı. Onunla aramda kurduğum hayal, o küçük sesle birlikte çatlamıştı. Çünkü bazı insanlar seni sever gibi yapar, ama sen hep yarım kalırsın.
O gün eve döndüğümde yağmur vardı. Yağmurun sesi bile “kırt” gibi geliyordu kulağıma. Sanki her damla bir şeyleri kırıyordu.
Kırt: Kırılmanın adı mı, yoksa hatırlamanın mı?
Yıllar geçtikçe bu kelime benim için değişti. Artık sadece bir ses değildi. Bir hatırlama biçimiydi.
“Kırt ne demektir?” diye soran birine artık sadece sözlük anlamı veremem. Çünkü benim için o kelime, insanın iç dünyasında oluşan ince çatlakların sesi.
Bazen bir bakışta duyarsın o sesi. Bazen bir mesajın gelmemesinde. Bazen de kimsenin seni anlamadığını fark ettiğin anda.
En kötüsü de şu: “kırt” her zaman büyük şeylerde olmaz. Bazen çok küçük bir anda olur ve sen yıllarca onun yankısını taşırsın.
Yetişkinlik ve sessiz kabulleniş
Şimdi 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlük tutmaya devam ediyorum. Ama artık kalemle yazarken daha dikkatliyim. Sanki kalemin ucunu fazla bastırırsam yine bir şey kırılacakmış gibi.
Hayat bana şunu öğretti: İnsan hep büyük kırılmalardan değil, küçük “kırt”lardan değişiyor.
Bir arkadaşın gitmesi, bir mesajın gelmemesi, bir hayalin ertelenmesi… Hepsi küçük bir ses gibi başlıyor. Sonra içimizde büyüyor.
Bazen akşamları sessizce oturuyorum. Dışarıdan araba sesleri geliyor. Ve ben kendi iç sesimi dinliyorum. O ses hâlâ orada.
“Kırt.”
Ama artık ondan korkmuyorum. Çünkü anladım ki, kırılmak sadece bitmek değil. Bazen yeniden şekillenmenin başlangıcı.
Sonunda anladığım şey
“Kırt ne demektir?” sorusuna bugün vereceğim cevap çok daha basit ama çok daha derin.
Kırt, insanın içindeki ince bir çatlağın sesi. Görünmez ama unutulmaz. Sessiz ama etkili. Ve en önemlisi, herkesin hayatında en az bir kere duyduğu bir şey.
Ben o sesi çok kez duydum. Her seferinde biraz daha büyüdüm. Her seferinde biraz daha sustum. Ama artık biliyorum ki, o ses beni yok etmedi. Sadece değiştirdi.
Ve belki de en çok bu yüzden, her “kırt”tan sonra yazmaya devam ediyorum.
Kebe sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Kırt ne demektir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!