Merhaba Kebe okurları! Bugün sizlerle “Doğubeyazıt ağrısı kaç TL” konusunu ele alacağız.
Kayseri’den Yola Çıkarken İçimdeki Boşluk
Hayatımın bazı dönemleri var ki, geriye dönüp baktığımda neden orada olduğumu bile tam hatırlayamıyorum. Sanki bir şeyler beni itmiş de ben sadece kabul etmişim gibi. O gün de öyleydi. Kayseri’nin sabahı ağırdı, gökyüzü griye çalıyordu ve içimde tarif edemediğim bir sıkışıklık vardı. Ne tam bir ayrılık acısıydı ne de net bir heyecan. Daha çok, nereye gittiğini bilmeden yürümeye devam eden bir insanın yorgunluğu gibiydi.
Küçük defterimi cebime koydum. Her yolculukta yaptığım gibi. Çünkü biliyorum, bazı cümleleri yüksek sesle söyleyemiyorum ama yazınca hafifliyor içim.
O gün aklımda tek bir şey dönüp duruyordu: “Ben gerçekten nereye gidiyorum?”
Terminaldeki Soğuk Sabah
Otogara vardığımda saat çok erkendi. İnsanların yüzlerinde uykunun yarısı vardı, diğer yarısı ise aceleyle gizlenmiş bir telaş. Çay bardaklarının buğusu, plastik sandalyelerin gıcırtısı ve uzaklardan gelen otobüs anonsları… Hepsi bir araya gelip garip bir yalnızlık yaratıyordu.
Biletimi alırken içimde tuhaf bir his vardı. Sanki sadece bir yolculuk değil, kendimden de uzaklaşıyordum. Gişedeki görevliye bakarken bir an duraksadım. “Doğubeyazıt ağrısı kaç TL?” diye içimden geçirdim. Garipti. Ne demek istediğimi ben bile tam bilmiyordum. Sanki bir yolculuğun fiyatını değil de içimdeki bir sancının bedelini soruyordum.
Bunu sesli söylemedim. Zaten söylesem de açıklayamazdım.
Yolculuk ve İç Sesler
Otobüse bindiğimde pencere kenarını seçtim. Hep öyle yaparım. Dışarıyı izlemek, içimi susturmanın en kolay yolu.
Koltuklara oturan insanların çoğu sessizdi. Kimisi telefonuna gömülmüş, kimisi gözlerini kapatmıştı. Ben ise sadece dışarı bakıyordum. Kayseri yavaş yavaş arkamda kalırken, içimdeki şey de onunla birlikte uzaklaşıyor gibiydi.
Bir yandan da düşünüyordum. Neden gidiyorum? Ne arıyorum? Ve en önemlisi, bulunca mutlu olacak mıyım?
Cevap yoktu.
Sadece yol vardı.
Otobüste Geçen Uzun Saatler
Yol uzadıkça insanın iç sesi daha da yükseliyor. Dış dünya sustukça, içerideki karmaşa konuşmaya başlıyor. Ben de bunu yaşıyordum.
Bir ara yan koltuktaki yolcu bana döndü. Orta yaşlı bir adamdı, yüzünde yılların yorgunluğu vardı.
“Nereye gidiyorsun evlat?” dedi.
Bir an durdum. Cevabı biliyor gibi değildim.
“Doğubayazıt, Ağrı, Türkiye’a gidiyorum,” dedim.
Adam başını salladı. “Uzun yol,” dedi sadece.
Uzun yol… Evet, her şey uzun gibiydi zaten. Sadece yol değil, içimde taşıdığım her şey de uzuyordu.
Bir süre sonra yine o cümle döndü zihnimde. “Doğubeyazıt ağrısı kaç TL?” Bu kez daha sertti. Sanki bir şeyin fiyatını değil, içimdeki sızının değerini ölçmeye çalışıyordum. Ama hiçbir para birimi buna yetmezdi, bunu biliyordum.
Doğubayazıt’a Yaklaştıkça Değişen Manzara
Saatler geçtikçe manzara değişti. Yeşil azaldı, toprak sertleşti, hava bile farklı kokmaya başladı. Sanki dünya biraz daha çıplak hale geliyordu.
İçimde de aynı şey oluyordu. Katman katman soyuluyordum. İnsan bazen yolculuk yapmaz, sadece kendinden biraz daha uzaklaşır. Ben o halin içindeydim.
Camdan baktıkça, içimde bir şey kırılıp duruyordu. Ama bu kırılma kötü değildi. Daha çok, uzun süredir sıkışmış bir şeyin sonunda nefes alması gibiydi.
Doğubeyazıt’ta İlk An
Şehre vardığımızda hava farklıydı. Rüzgâr bile başka bir dil konuşuyordu sanki. İlk adımı attığımda, içimde garip bir sessizlik oldu. Ne coşku vardı ne de korku. Sadece boşluk.
Doğubayazıt, Ağrı, Türkiye sokaklarında yürürken etrafı izledim. İnsanların bakışları, dükkanların önündeki tabelalar, uzaktan görünen dağlar… Hepsi birbirine karışıyordu.
Ben ise sadece yürüyordum.
Şehirle İlk Karşılaşma
Daha Fazlası İçin: Narın 30 derece kaç dakika sürer ?
Bir kahvehaneye oturdum. Çay söyledim. Bardak elime geldiğinde sıcaklık hissettim ama içim hala soğuktu.
Masadaki televizyon sessizdi. İnsanlar konuşuyordu ama ben onları duymuyordum. Kendi içimdeki ses daha gürdü.
Yine o cümle geldi: “Doğubeyazıt ağrısı kaç TL?”
Bu kez daha anlamlıydı. Sanki bu şehir bana bir şey soruyordu da ben cevabını bilmiyordum. Belki de bu sorunun cevabı yoktu. Belki de soru yanlış sorulmuştu.
Ama hissettiğim şey çok gerçekti: içimde bir ağırlık vardı ve bu ağırlığın adı yoktu.
“Doğubeyazıt ağrısı kaç TL?” Anı
O an garson genç bir çocuk geldi. Çayı yeniledi. Ona bakarken istemsizce sordum:
“Buralara gelmenin bedeli ne?”
Çocuk gülümsedi. “Ne demek abi?” dedi.
Bir an sustum. Sonra fark ettim ki aslında sorum ona değilmiş. Kendimeymiş.
İçimden tekrar geçirdim: “Doğubeyazıt ağrısı kaç TL?”
Ve o an anladım ki, bu bir fiyat sorusu değil. Bir ruh halinin adıydı. Bir insanın kendi içine yaptığı yolculuğun karşılığıydı.
İnsanlar, Sesler ve Hikâyeler
O gün şehirde biraz daha dolaştım. Her yüz bana bir hikâye gibi geldi. Kimse tam mutlu ya da tam mutsuz değildi. Herkes arada bir yerdeydi.
Bir pazarcı tezgâhında duran meyveleri düzenliyordu. Bir çocuk koşarak yanımdan geçti. Bir kadın uzaktan birine seslendi. Hepsi hayatın küçük parçalarıydı.
Ben ise kendi parçalarımı toplamaya çalışıyordum.
Tanışmalar
Akşamüstü bir bankta otururken yaşlı bir adam yanıma oturdu. Konuşmadık önce. Sonra o başladı:
“Yol uzun geldi mi?”
Gülümsedim. “Hem de çok,” dedim.
“İnsan bazen yol için değil, kendini bulmak için gider,” dedi.
O cümle içime işledi. Sanki bütün gün düşündüğüm şeyin kısa bir özeti gibiydi.
O an fark ettim ki ben aslında kaçmıyordum. Sadece anlamaya çalışıyordum.
Geri Dönüş Düşüncesi
Gün batarken gökyüzü ağırlaştı. Renkler değişti, şehir yavaşladı. İçimde ise garip bir huzur vardı. Ama bu huzur kalıcı değildi. Bunu hissediyordum.
Dönüş fikri aklıma geldi. Her şeyin başladığı yere geri dönmek… Ama aynı kişi olarak değil.
Çünkü artık biraz değişmiştim. Çok değil. Ama yeterince.
İçimde Kalanlar
Otobüse geri bindiğimde pencereyi yine seçtim. Dışarı baktım. Bu kez farklıydı. Manzara aynıydı ama ben değişmiştim.
İçimde hala o soru vardı. Ama artık korkutmuyordu.
“Doğubeyazıt ağrısı kaç TL?”
Cevap yoktu. Ama belki de cevaba ihtiyacım yoktu.
Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı dönüştürmek için vardır.
Son Düşünceler
Yolculuk bittiğinde Kayseri’ye geri döndüm. Ama aynı şehir değildi artık. Ben de aynı kişi değildim.
Defterimi açtım. İlk sayfaya tek bir cümle yazdım:
Bazen insan en uzak yere gitmez, sadece kendine biraz yaklaşır.
Değerli Kebe okurları, “Doğubeyazıt ağrısı kaç TL” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!