Çapa Makinası Trafiğe Çıkabilir Mi? Bir Günün İçindeki Umut ve Hayal Kırıklığı
Kayseri’de sabahları sokaklar, her zaman olduğu gibi, hızlı bir şekilde hareket ediyor. İnsanlar işe gitmek için bir yerlere koşturuyor, arabalar birbirine karışıyor. Ancak o sabah, her şey biraz daha farklıydı. Gözlerim hala uykusuzdu ama bir şekilde kendimi dışarı atıp, çay içmeye gitmek istedim. Evden çıkarken, aklımda sadece bir şey vardı: “Çapa makinası trafiğe çıkabilir mi?” diye merak ediyordum. Belki biraz saçma bir düşünceydi, ama bir şekilde aklımı kurcalıyordu. O kadar derin bir soru sormadım kendime, belki de bir soruya kafa yormaktan başka bir şey yapamıyordum o an.
Sabahın O İlk Günü: Çapa Makinasının Gölgesi
Her şeyin sabahı biraz dağınık olur, değil mi? O sabah da öyleydi. Kayseri’nin o sabahki havası, hafif rüzgarlı, biraz da soğuktu. Kahvemi aldım, caddeden geçerken bir şey dikkatimi çekti. Tam köşe başında, o yoğun trafikte, bir çapa makinası vardı. Evet, doğru duydunuz. Çapa makinası! Yavaşça, önümden geçerken içimde bir hüzün beliriverdi. Kim bilir, o makineyi oraya koyan kimdi? Onun ne işi vardı bu trafikte? Trafikte bir çapa makinası olursa, gerçekten ne olurdu? Sadece bir makine değil, insanlar, onların hayalleri, günlük işleri ve hep bir koşturma… O çapa makinası her şeyi yavaşlatıyordu. Sanki o an bir şey, hayatımı yavaşlatmış gibiydi.
İçimden bir ses birden geldi: “Trafikte ne işi var? Bu makineyi kim buraya koymuş?” Bunu düşündükçe daha da garip bir hale geldim. O çapa makinasının etrafındaki dünya, benim için farklı bir şekilde şekillenmeye başladı. Trafikte, bu dünyada bir çapa makinası olamazdı. Onun yeri, tarlalar olmalıydı, toprak olmalıydı. Ama buradaydı, asfaltın üzerinde, insanların hızla geçtiği bir yolda. Her şey ne kadar da karışıktı.
O An: Hayal Kırıklığı ve Umut
İşte o anda, hayatıma dair bir şey kırıldı. Hani bazen insan kendi sınırlarını düşünür, hayatında olan şeylerin ne kadar anlamlı olduğuna kafa yorar ya, işte o an öyle bir hissiyat içindeydim. Çapa makinası trafiğe çıkamaz. Çünkü o sadece bir tarım aleti. Gözümde, insanlar hep daha hızlı gitmeye çalışırken, onların ne kadar da hızla geçtiklerini düşünüyordum. Her şey birbirine karıştı. O çapa makinası, bana biraz da olsa yavaşlamak gerektiğini hatırlattı. Belki de zaman, bazen kendimizi unuttuğumuz o noktada, “daha fazla hız” demek yerine “daha fazla anlam” demekti. Ama yine de, sabahın bu karışıklığında bir umut vardı. Bu makine, bana bir şey öğretmişti. Bir şeyin yeri olmadan da, başka bir yerde, anlamlı olabileceğini.
Yavaşça ilerleyen arabaların arasında, çapa makinasının olduğu yerin biraz daha ilerisinde, bir köşe başında genç bir adam yürüyordu. Elinde bir çanta vardı. Belki o gün bir yere yetişmeye çalışıyordu. O kadar hızlıydı ki, adamın yüzündeki o yoğun ifade, sanki bir yarışa girmiş gibi hissediyordum. İnsanlar hep koşturuyor, hızla bir şeyler yapıyor, ama gerçekten nereye yetişiyorlar? O çapa makinasının yanına yaklaşıp durduğumda, içimde yine bir şey kıpırdamıştı. Belki de bir yerde durmak, hızlanmadan önce biraz durmak gerekirdi.
O Anın Ardındaki Düşünceler: Bazen Durmak Gerekir
Çapa makinasının olduğu yolda durdum. Caddede, trafik her zamankinden biraz daha yoğun olmasına rağmen, o an, o çapa makinasına bakarak düşündüm: “Belki de hayat, bir noktada hızlanmak değil, yavaşlamak, durmak, beklemekti.” İnsanlar bir yerden bir yere giderken, bir çapa makinasının gerisinde neler olduğunu, tarlada kimlerin bu makineyle toprağa hayat verdiğini hiç düşünmüyordu. Oysa, belki de bu hızın içinde, yavaşlayıp durmak, bir şeylere dokunmak, gerçek anlamı bulmak gerekirdi.
Evet, belki çapa makinası trafiğe çıkamazdı, ama onun bu trafiğe çıkması, bana bir şeyi hatırlattı: Hayat, her zaman hızla ilerlemek zorunda değil. Biraz yavaşlamak, çevremizdeki dünyayı görmek, bazen en büyük yenilik olabilir.
Sonuçta: Yavaşlayıp Düşünmek
O sabah, çapa makinası trafiğe çıkamazdı. Ama belki de, o makine bana yavaşlamayı hatırlattı. Her şeyin bir yeri, zamanı var. İnsanlar işlerine giderken ne kadar aceleci olsalar da, bazen bir durup bakmak gerek. Bu günün sabahında olduğu gibi, hızla geçerken, bir çapa makinasının hayatımıza nasıl dokunabileceğini fark ettim. Kim bilir, belki de bu makine, bana, sadece zamanı değil, duyguları ve hayalleri de nasıl anlamlı kılabileceğini hatırlatmıştır.